31 Temmuz 2010 Cumartesi

Eğitmen,öğrenci,mühendis

Mahmut Bulut kardeşime atfen:




    Türkiye'de mühendislikte sektörel anlamda nerede olduğumuz az buçuk ortada.Yazılım,elektronik,elektronik ve haberleşme,mekatronik endüstrileri, az çok takip eden herkesin vakıf olduğu üzere, ülkemizde birçok sorunla boğuşuyor.Bu sorunların bazıları ehil olmayan kişilerin  işe el atmış olması,işe ehil olan kişilerin ise pazardaki müşteriyi -daha tüm bu teknolojiler birer filizken- korkutması yada memnun edememesi gibi uzayıp giden kalemlerdir.Teknolojiye ihtiyacı olan kişi,kurum ve kuruluşlara ihtiyacını tam karşılayamayan bir ürün satmak,hiç ihtiyacı olmayan bir ürünü sanki ihtiyacı varmış gibi gösterip satmak,ürününün arkasında durmamak,teknik destek yetersizliği gibi sebeplerden dolayı ülkemizde girişimciler,kobiler,son kullanıcılar yeni teknolojilere ihtiyaçları olduğu ölçüde mesafeliler.Yani ihtiyaçları çok büyük ancak bir o kadar da mesafeliler.Buna sebep olanlar ilk başlarda kaymak yedik zannettiler ancak şimdi iş sıkıntısından ve kulak ağrısından yatamıyorlar.Aslında benim bu yazımda anlatmak istediğim başka meselelerdi ama bunlara değinmeden edemedim.Bu konuda ileride üzerinde iyi çalışılmış bir yazı da yazmayı planlıyorum.Sanıyorum o zaman daha ayrıntılı,daha güzel ve verimli bir  analiz yapmış oluruz.Daha fazla uzatmadan esas meseleye gireyim.
   
    Mühendislik eğitimi öğrencisini araştırmaya yöneltmeli ancak öğrenci mühendislik eğitimini kendi kendine almamalı.Söylemek istediğim eğitimcilerin "bak bu kapı" deme işini biraz daha ileri götürüp;"bak bu kapı,buda kolu,bunu böyle çevireceksin ve şöyle itekleyerek açacaksın ancak dikkat et eğer iterek açılmıyorsa çekerek açacaksın gene açılmıyorsa kilitlidir buna anahtarı böyle takıp şöyle çevireceksin.Ondan sonra açacaksın" demeli.Yani eğitimci öğrenciye konunun ne olduğunun yanında nasıl öğrenileceğini de göstermeli.Eminim bilgisayar yada elektronik mühendisliği okuyan  hemen hemen herkes kara tahtada çok karmaşık bir elektronik sistem,bir gömülü sistem,bir sıralama algoritması veya bir ağaç uygulaması yapmıştır.Ancak bu öğrencilerin çoğu labaratuarda donanım üzerinde kara tahtadaki uygulamaları yapmamıştır.Elinde bir multimetre ile bir devrede ki akımı,gerilimi ölçmemiştir.Bilgisayarda bir veritabanına, öğrendiği sıralama,arama algoritmalarını entegre etmemiştir.Elbette ki mühendislik okuyan arkadaşlarımın (çevremdekilerden biliyorum) herbiri kendi araştırmaları,arayışları sonucunda bunları yapmışlar yada yapmaya uğraşmışlardır.Ancak burada çok kritik bir an var.Bunları kendi kendime öğrenecem derken yeni birşeyler araştırma ve geliştirmeye fırsat bulan kaç kişi var? Eğitimde ki esas amaç,arkadan gelen neslin,kendisine eğitim veren eğitimcinin bildiklerini alıp onun üzerine ekleme yapıp komple sistemin gelişmesini sağlamak değil midir?Eğer öğrenci ondan öğrenmesi gerekenleri de kendisi(istekli ise tabiki) öğreniyorsa bilgi birikimimiz sonsuz bir for döngüsünün içerisinde dönüyor ve dışarıdan birilerinin bize yeni birşeyler getirmesini bekliyor demektir.Kendisi üzerine birşey katamamış olan öğrenci eğitmen olunca da bu döngü sonsuz döngü olmaktan da çıkıp bambaşka bir döngü oluyor.Mühendislik alanında,hemen hemen tüm mühendisliklerde, türkçe kaynak,döküman,çalışma,proje çok az.(Kimse kalkıpta bana İngilizce evrensel bir dil, kaynaklar o yüzden İngilizce demesin.İngilizce olmasının sebebi, dili ingilizce olan ülkelerin çalışmalarından kaynaklanıyor.Eskiden nasıl Arapça'ysa,dünya savaşları zamanında nasıl Almanca'ysa şimdide İngilizce).Bunun sebebi işte az önce bahsettiğim sebeplerdir.Yeni birşey yoksa kitap basmaya,döküman çıkarmaya ne hacet.

    Eskiden mühendislik okuyan öğrenciler hallerinden hareketlerinden tanınırmış.Anlaşması ve anlaması zor insanlarmış çünkü sorgulayıcı insanlarmış.Mühendis bakışı diye bir olay vardır ya hani bir yolda,binada,programda,köprüde,devrede,çevre düzenlemesinde,malzemede ve makinada bir eksik bir gedik varsa ilk mühendisin gözüne çarparmış.Düzeltmeden,çözüm üretmeden de duramazmış tıpkı devrim arabalarını izlediyseniz oradaki ustalar mühendisler gibi.Bir işe,düşünceye,fikre balıklama atlamaz,önce neden diye bir sorar arkasından da düşünürmüş.Sorusunun cevabını alana kadarda çalışır,çabalar araştırırmış.Yani mühendis dediğin zaman,düşünen,araştıran,çok okuyan,kendi kendini geliştiren,hırslı,azimli,diğer insanların gözünden bakınca da kafadan hafif kırık biri anlaşılırmış.Artık bunun böyle olmadığı sanırım aşikar.Nedenleri tartışılır tabiki ancak nacizene fikrim, bu sorunun temelinde  genel itibari ile üniversite öğrencilerinin araştırmayı,çok farklı kaynakları okuyup karşılaştırmayı bırakması yatıyor.Bu sebepten dolayı bana sorarsanız günümüzde yönlendirmesi en kolay insanlar üniversite öğrencileri.Çoğunluğun ne bir siyasi,ahlaki,dini,dünyevi görüşü var ne de buna sahip olanlar neden diye sorduğunda cevap verebiliyor.Duydukları ile yetinip hemen benimseyen bir toplum olma aşamasında hızla ilerliyoruz.Öğrencilerin "biraz iyimser tavırla" %85 i ne açıp Nutuk'u okumuştur,ne de farklı siyasi görüşlere sahip 1-2 gazeteyi karşılaştırarak okuyordur.Dünya klasiklerinden haberi dahi olmayan,yeni seçimde Yaşar Büyükanıt'a oy vermeyeceğim diyen,"Mısır piramitleri Türkiye'den kaçırılmış ne düşünüyorsunuz" diye sorulduğunda devleti tedbir almamakla suçlayan ve iade talep edelim diyen,okumayan,yazmayan,tartışmayan,konuşmayan,"düşünmeyen",araştırmayan,"karşılaştırmayan","sorgulamayan",öğrenmeyen,koyun gibi bir nesil geliyor arkadaşlar arkadan.Özgürlüğün tanımını kendisini merkez alarak yapıyor çoğunluğu.Faşizm almış başını yürümüş.İşin yapılmasından daha çok işi yapanın siyasi,dini,etnik kimliğini önemseyen,uzlaşmadan ve diyalogtan haberi olmayan öğrenci nesli var ne yazıktır.Mühendislik öğrencileri parmak kaldırıp soru sormaktan korkuyor.Zaten birisi yapmıştır uğraşmaya gerek yok havası var çoğunlukta.Herkeste bir sıkılmışlık havası var ve kimse sebebini bilmiyor.Çoğunluk gotik bir havada kendi halinde yaşayıp gidiyor.Ağaç gibi.Sorumluluk alabilecek kapasite yok kimisinde.
   
    Kafamdan geçen daha birçok düşünce var yazmak istediğim ancak %90 gibi bir oranda öğrenci arkadaşlar bundan daha uzun bir yazıyı zaten okumayacak.Okuyanlarında tahminimce hislerine tercüman olmuş olacağım.Yazdıklarımda aklımdakilerin kafası gözü kırılmış hali.Edebi birşey beklediyseniz kusuruma bakmayın.

    Bizi silkeleyecek bişey lazım sadece.İhtiyacımız olan kudreti ise Mehmet Akif 89 yıl önce söylemiş.

30 Temmuz 2010 Cuma

Ubuntu Qt kurulumu

Biraz araştırma ve okuduğum yorumlar sonucunda c++ ve Qt ile programlamaya başlamaya karar verdim.İnternette bu sistemi ubuntu ya kurmak için yazılan yazılar çok karmaşıktı.Uzun süren bir gece sonunda (sabaha karşı) kurulumu tamamladım.Artık tüm platformlarda çalışabilecek(code once compile every where) uygulamaları linux ortamında geliştirebilecektim.Yatmadan önce biraz daha ubuntuyu kurcalayım derken applications sekmesi altında ubuntu software center'a girdim.Developer Tools linkine tıkladığım zaman hemen altta ilgili programlar eklentiler listelendi.Öylesine bakınırken listede altlara yakın yerlerde benim 5-6 saat uğraşarak kurduğum Qt tek tıkla kurulabilecek şekilde karşımda duruyordu.Uzunca bir süre hayıflandıktan sonra kendi kurduğum tüm dosyaları sildim ve burdan kurulumu gerçekleştirdim.Anlayacağınız 2 şık şık 1 tık tık ile Qt c++ ile uygulama geliştirmeye hazırdı.Belki ilgilenen veya ilgilenmek isteyen arkadaşlar varsa hiç Qt yi derlemeyele falan uğraşmasınlar direk applications->ubuntu software center->developer tools tan kursunlar.Alttaki resimde Qt nin pencerede ne kadar aşağılarda olduğunu az çok kestirebilirsiniz.

29 Temmuz 2010 Perşembe

PIC18F4550 mikrodenetleyicisi ile usb-pc veri aktarım arabirimi

Sayın Adil Fatih KİREMİTCİ mükemmel bir çalışma ortaya çıkarmış ve paylaşmış.Kendi projemde çok faydası oldu.Sizlere de tavsiye ederim: tıklayın

14 Temmuz 2010 Çarşamba

www.idefix.com

Verdiğim siparişin anında kargoya verilmesi,özenle paketlenmesi sebebiyle idefix'e teşekkür ediyorum.Kitap almak isteyen arkadaşlara kesinlikle tavsiye ederim.

9 Temmuz 2010 Cuma

Hazır database sınıfı

Php ve mysql ile uğraşan arkadaşların çok işine yarayacak bir database sınıfı yazmış açıkfikirli geliştiriciler.Projelerinize mükemmel bir şekilde yarayacağını düşünüyorum.Hüseyin Babal sağolsun bana link yollamıştı bende meraklısı ile paylaşayım:indir

8 Temmuz 2010 Perşembe

Birkaç site tavsiye

Ubuntu ile ilgilenen "AÇIK FİKİRLİ" arkadaşlar için www.acikfikir.org
Java j2me ile uğraşmaya başlayanlar aycangokdemir.blogspot.com size yol gösterebilir.
Elektronikçiler www.kontrolkalemi.com her derdinize derman olacak kadar iyi.
Güncel yazılım ve b&t sektöründen haberdar olmak için www.readmee.com tam size göre.